EĞİTİM...5...

Özgür DENİZ - 10.06.2018

Eğitim; insanlığın göklerine hakikat ışığını asan ve o ışıkla, hayatların aydınlanmasına ve hakikatle hayatlanmasına vesile olan yegâne yoldur, yöntemdir. Eğitim, dondurucu bir vasıta değildir. Mütemadiyen besleyen ve alınan besinlerin sindirilmesini ve eritilmesini sağlayan bir vetiredir. Hakikatin ışığı; dünümüzü, bugünümüzü, yarınımızı aydınlatan en kuvvetli ışıktır. Bu yüzden o ışık sönmemeli, bitevi beslenmelidir. O ışık, eğitim yuvalarında verilen bilgi ile beslenir ve kuvvet kesbeder. O ışığın enerjisi; hakikatin bilgisi, bilginin hakikatlisidir. Ve insan, hayat yolunda, o ışığın rehberliğinde yürür sonsuza dek. O ışık sönerse karanlıkta kalır. Her şeye o ışığın aydınlığında bakar, her şeyi o ışığın aydınlığında görür ve anlar ve yine o ışığın aydınlığında eylem ortaya koyar. Hakikatin ışığı ayıklayıcı ve arındırıcıdır. Dirilticidir o ışık. İnsanın varoluş kavgasında güveneceği yegâne dayanaktır. O ışıkla yürüdüğünüz zaman ne tarihe saplanıp kalırsınız, ne kuru kuruya tarihle övünürsünüz, ne tarihi ahmakça reddedersiniz, ne bugün de donup kalırsınız, ne de geleceği sadece hayal edersiniz. O ışıkla tüm çağları anlar, süzer, mezceder ve çağınızı yeniden kurarsınız. Aklınızı, ruhunuzu, kalbinizi ve vicdanınızı işlevsel kılar o ışık. Hayatı sunar o ışık size. Hakikat ışığının söndüğü bir hayat ve dünya, karanlıkta kalmaya mahkûmdur. Hakikat ışığı söndüğünde her şeyin üzerine ölüm yağar ve her türlü yüce değer o ölümün alında kalır.

 

Bu dünyayı ve hayatı, kanunlar ve prosedürler aydınlatmaz ve hayatlandırmaz, münhasıran hakikat ışığının tavassutu ile aydınlanır ve hayatlanır her şey; insanlık tarihi, insan, dünya ve hayat. Binaenaleyh, eğitim dediğimiz şey, münhasıran hakikati sunmalı ve insanı o hakikatle baş başa bırakmalı ve insanın kendisini hakikatin ışığının aydınlığında yeniden kurmasına imkân tanımalıdır. Ancak hakikatle beslediğiniz insanlar diri olmaya ve diriltmeye layıktırlar. Hakikatle beslenmeyen insanlar ölmeye mahkûmdurlar ve öldürmeye teşne olurlar. Hakikatle beslenen bir kafa rahat olamaz, hakikatle beslenen bir gövde uyuyamaz, hakikatle beslenen bir yürek zalim olamaz, hakikatle beslenen bir vicdan susamaz, hakikatle beslenen her şey yücelir ve yükselir. Merhametinde, şefkatinde, ahlakında, adaletinde, namusunda, şerefinde, haysiyetinde, hassasiyetinde, hissiyatında, mesuliyetinde ve dahi insanlığında kaynağı hakikattir ve hakikati sunmayan bir eğitim hiçbir şey sunmuş değildir. Hakikate pranga vurulamaz ve hakikat esir edilemez. Hakikat, insanı insan eden ve insana en gerçek hürriyeti bahşeden yegâne değerdir. Eğitim yoluyla dağıtılır, yayılır, yaşanır ve çağlardan çağlara taşınır hakikat.

 

EÄŸitim, yıkımı deÄŸil yapımı önceleyici ve öğreticidir. Bir binayı bir ÅŸekilde yıkarsınız ve zor da olsa, zamanda alsa, maddeden de çalsa bir ÅŸekilde yaparsınız ama insanı yıktığınız zaman, yeniden yapmak için bir ömür harcarsınız velakin sonuçtan yine de emin olamazsınız. Binaenaleyh, eÄŸitim olabildiÄŸince hassasiyet iktiza eden bir meseledir. Zira eÄŸitim, bir varlık yokluk meselesidir. EÄŸitim öyle bir ÅŸeydir ki, umutsuz kalmış yüreÄŸe umut tohumu eker ve o yüreÄŸin, insanlık toprağında bir fidan olarak boy vermesini ve tüm âleme en güzel rayihaları sunmasını saÄŸlar. Karanlığa mahkûm edilmiÅŸ kafanın göklerine güneÅŸi indirir ve o kafayı aydınlığa boÄŸar. Åžansa inanmayı deÄŸil mücadeleye iman etmeyi öğretir. EÄŸitim, hayatın içindedir ve hayatın içinde ki insanın içinde ölmeye yüz tutmuÅŸ güzelliÄŸi hayata yansıtarak hayatın güzelleÅŸmesini saÄŸlar. İnsanı insandan ayırmaz, bilakis insanı insanla buluÅŸturur ve kucaklaÅŸtırır. EÄŸitim odur ki, insanı insanın cehennemi deÄŸil cenneti yapar. İnsanın özünü ve özgünlüğünü korur, özgürlüğünü güvence altına alır. Yaratıcıdır eÄŸitim, yapıcıdır. Yapılmış olanı yok edici deÄŸildir. İyiyi kötüleÅŸtirici deÄŸil, kötüyü iyileÅŸtiricidir. Mutluluk içinde ki mutsuzluÄŸu keÅŸfedip, o mutsuzluÄŸa ÅŸifa olup gerçek mutluluÄŸa tedvir edendir ve mutsuzluÄŸu yenmesini öğretendir.  Kendine ait olmayan düşüncelerle bilgelik etmeyi deÄŸil, kendi düşünceleriyle temiz ve saf kalmayı öğretir eÄŸitim.

 

Eğitim eğitir ve insan eder ve özgünlüğün teminatı olur. İnsanı robotlaştırmaz, insanı yeknesak bir hayatın kuklası yapmaz. Eğitim acıları yok etmeyi değil, acılardan nasıl beslenileceğini öğretir. Eğitim, hayatın öğretilmesidir. Herkesi aynı yapmak değildir eğitim, farklılıklardan zevk almayı öğretmektir. Eğitim, gövdenin bilinmeyen dehlizlerinde vicdan oluşturucu en büyük manevi kuvvettir, en sahici yoldur, en sağlam yöntemdir. Eğitim, kendi dışındakilerle birlikte olmayı ama bu birliktelikte kendi olmayı öğretir. Birleştiricidir eğitim, parçalayıcı değil. Lüzumsuzluklar için insanı harcamayı hedef almaz, insan için lüzumsuzlukları ayıklar, çünkü insanın ayakta kalması ve varolması ayıklamalarla tahakkuk edecektir. Eğitim, insanın bir yerlere bağlaması için var değildir; bilakis, insanın bağımsız olarak varoluşunu gerçekleştirmesinin yolunu açmak için vardır. Eğitim, aklı kullanmayı öğretir. Her boyutuyla insanı eğitir ve insanın, insanlık toprağında kendi özgünlüğü ile var olmasının yolunu açarak, insanı âleme önder yapar. Eğitim dış disiplini değil iç disiplini önemser. İnsanı manevi ya da maddi barikatlarla tahdit etmez. Eğitim hem uçurumları tanıtır, hem de düzlükte yürümesini öğretir. En iyiyle besler ama en kötü zamanlara da hazırlıklı olarak yetiştirir insanı. Eğitim, insanın, silsile halinde kula kul ve köle olmasının yolunu açmaz, bilakis insanın her türden insanla eşit olduğunu öğretir. Korku zerk etmez eğitim, umut zerkeder ve umuda yaslanarak hayata direnmeyi öğretir. Eğitim; budayarak uysallaştırıcı değil, yeni filizlerin çıkmasına yardım ederek özgürleştirici ve çoğaltıcıdır.

 

Eğitim, bir insanın ruhunu ve beynini terbiye etmektir. Bir insan, her ne iş yaparsa yapsın, he ne şekilde yaşarsa yaşasın, ona tek bir kimseye ve yaşadığı topluma zarar vermeden yapmasını ve yaşamasını becermesini yani ‘’nasıl insan olunur’’u öğretmektir. Bilakis, onu kalıba dökmek, muayyen kalıplar içerisine sığdırmak, özgünlüğünü ve özgürlüğünü yok etmek değildir. Zaten böyle bir şey, filhakika yaratılış yasalarına da, vicdanın anayasasına da mugayir olur ve insanın hayatını çalmaktır bu. Eğitim, hayatı çalma mekanizması değil çoğaltma aracıdır. Hiçbir insan, başka bir insanın kulu, kölesi, oyuncağı değildir. Zaten özgünlüğün ve özgürlüğün yittiği yerde eğitim biter. Her bir çocuk yitik düşler ülkesinin çocukları olmaya mahkûm olurlar. İnsanlar motomot birbirilerinin benzerleri olacaksaydılar zaten öyle var olurlardı, böyle bir şeyin sonraya bırakılması ve metazori gerçekleştirilmeye yeltenilmesi diye bir şey kabil olmazdı, zira sonradan böyle bir şeyi oldurmaya çalışmak insanı öldürmekle eşdeğer olur, insana zulüm olur, hatta evreni insansızlaştırmak olur. Gökyüzünde besleyip, yeryüzünde besletendir eğitim. Bildirip öğretendir, öğretip uyandırandır, uyandırıp kaldırandır, kaldırıp yükseltendir, yükseltip yüceltendir. Güneş misali göklerden süzülüp toprağa inen bir öğretmenmişim gibi düşlerdeyim sanki hayali bir eğitim kentinde.

 

Bir eğitim kenti emekçisiymişim gibiyim. Yok, yok, galiba rüyadayım. Gözlerimi yumuyorum. İçimde bir çocuk doğuyor, gözlerimin önünde belli belirsiz canlanıveriyor, ağlıyor mu, gülüyor mu belli değil. Birden çoğalıveriyorlar. Birine bakıyorken bir başkası bitiveriyor sanki hemen diğerinin yanı başında. Yüzleri gülümsüyor, gözlerinden ışık yayılıyor her tarafa. Tüm gövdemi garip bir sevinç kaplayıveriyor hüzünle karışık. Kimlikleri belirsiz çocuk yüzleri canlanıyor zihnimde. Güneşli güzel günler beliriveriyor gözlerimde, gözlerim gülümsüyor, kapalı ama hissediyorum. Boğazımdan yüreğime doğru tarifi olmayan bir duygu akıntısı oluşuyor. Yüreğim kıpır kıpır oluveriyor. Bahara çiçekler lazım diyor beynim, uyuyor ama. Yaşım akıyor, terim karışıyor toprağa, emeğim ekmek oluyor. Uzanan elleri kırarım! Uzanıyor kıramıyorum. Acıya bulanıyor tüm gövdem bir an ama hemen bir güneş temizleyiveriyor acıları. İnsanların kucaklaştıklarını duyumsar gibi oluyorum bir an. Gökyüzüne dağılmış uçurtmalar, her birinin ipinde farklı eller. Tabiat kendi diliyle türküsünü terennüm ediyor. Halaylar çekiliyor, horonlar tepiliyor gibi, toz göğe savruluyor. Yüreğin eriyor, kavruluyor, zerreye dönüşüyor, göğe yükseliyor, geri iniyor ve yeniden kendinde buluyorsun kendini. Nolur diyorum yüreğime, nolur ölme, hep yaşat toprağında umutları. Düşlerim yükseltsin, düşürmesin beni diye haykırıyorum boşluğa. Sanki tüm âlem sağır ve kör; ne duyan var, ne gören. Çığlıklarım çarpıp geri dönüyor, nereye çarpıyor bilmiyorum, bir türlü çığ olamıyor. Eğitim, hayaller kurdurandır, hayalleri öldüren ve ölen hayallerle insanı yok eden değil!

 

Eğitim, beden işi değil ruh işidir. Öğretim bile beden işi değildir, ruh işidir. Emin olun ruha öğretilsin ve ruh eğitilsin, kafalara da öğretilmiş ve kafalar da eğitilmiş olacaktır. Ruha ilk öğretilecek şey de; hissetmektir. Ruh hissettiği an kafa anlayacaktır ve o an, cehalet geberecektir! Haddizatında hissetmek öğretilecek bir şey değildir, spontane gelişecek bir şeydir ama öğretilebilir bir yanı da vardır. Bir insan hissetmeye başlasın var ya, yemin ediyorum, onu, dünya gelse uyutamaz. Hissetmek var ya, insanın dünyasında sarsıntı yaratır ve o sarsıntı dalga dalga yayılır âleme. İnsan hissettiği vakit, emin olun insanlık sarsılır ve insanlık toprağında deprem meydana gelir. Çünkü insan hissettiği vakit, insan olduğunun farkına varmıştır, hem de ne varış! Onu kim uyutabilir, durdurabilir, ona kim gem vurabilir daha? O, çok şeyi anlamıştır. Ne yapacağını, niçin yapacağını, nasıl yapacağını ve kim için yapacağını anlamıştır. Onun yüreği ne şarkıları terennüm etmektedir, duyabilseniz keşke! Gönül toprağı ne baharlara gebedir ve ne çiçekler açacaktır orada. İnsan hissettiği vakit, kendisine vurulmuş tüm zincirler spontane çatırdamaya başlar. O, küçücük dünyasını ihata eden tüm putları devirmiştir. O, insanlık toprağında bir özgürlük anıtı gibi yükselmektedir. Hissetmek, anlamak, kavramak gibi deruni şeyler acayip şeylerdir ha, inanın bana! Ruh öğrendiği vakit, kafa anlayıp kavradığı vakit, kendi kendilerini spontane eğiteceklerdir zira. İlk evvelde bunun farkına varmak ve bunu idrak etmek iktiza eder. Anlamak ve hissetmek, gerçekten ince ve derin bir sırdır. Bu yüzden eğitim asla gördüğümüz, algıladığımız, yaşadığımız şey değildir, çoook başka bir şeydir. Ruh eğitildiği vakit, bedene zaten nizam gelecektir ve bedene nizam geldiğinde âleme nizam gelecektir.

 

Biz hiçbir zaman içle ilgilenmedik, hep dışa odaklandık. Fotokopi ile uğraşırken asılı kaçırdık. Ağaca bakarken ormanı yok ettik, tükettik, kaybettik. Bu yüzden de bilinci kapalı bir toplum haline geldik. Bedene odaklanıldığında bilinç açılır sandık. Oysa bilinçlerin uyanması ruhun uyanmasına bağlıydı, anlayamadık. Tabi bilinçlerin uyanması işimize geliyorsa önemlidir bu durum. Geliyorsa! Bilincin uyanması ise tehlikelidir. Gerçekten tehlikelidir. Bilinç ateş gibidir, bu yüzden tehlikelidir ve tehdittir. Kime karşı? İnsanlığın uyumasından memnun olanlara karşı. Zira bilinçler uyandığı vakit, uyanıklar ne yapacaklar? Düşünsenize, bilinci uyanmış bir insanı, o başlı başına bir felakettir! O, düşünmeyi öğrenmiştir, nasıl düşüneceğini değil. O, her şeye hemen inanmayı değil, her şeyi sorgulamayı öğrenmiştir. O, yatmayı değil, düşler kurmayı ve kurduğu düşlerin peşinden koşmayı öğrenmiştir. O, yaşamın sırrını keşfetmiştir ve onun yüreğinde bir ütopya saklıdır. Eğitim, kâğıt kürek işi değildir. Kâğıtla kürekle oynarken, özün kaçırıldığını fark bile edemiyoruz. Kâğıdı, küreği tamam ettik mi, eğitim tamamdır varsayıyoruz. Ömrümüz böyle böyle heder olup gitti. Ne eğitim yapabildik, ne de öğretim ama yaptığımızı varsaydık. Çünkü yanıldığımızı bize fark ettirecek hissiyatımız yoktu, yüreğimiz kuruydu, ruhumuz hissizlikten ölüyordu. Kafalarımız anlıyor sanıyorduk ama algılamayı bile becermiş değildik ki, nasıl anlayabilirdik? Ama biz hiçbir zaman ne eğitim nedir öğrenmek istedik ne de eğitim yapmak gibi bir derdimiz oldu bizim. Biz kendi kendimizi avutma yolunu tercih ettik. En başta, eğitimin ne olduğunu hissedip anlayamadık ki!

Tarih: 10.06.2018 Okunma: 1114

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?