Zihnimizdeki KORKUNÇ VİRÜS


Zihnimizdeki KORKUNÇ VİRÜS

İsmail Hakkı CENGİZ - 10.03.2026

Önce, Nancy Colier’in “Düşünceyi Durduramıyorum” adlı kitabından aldığım şu paragrafı dikkatle okuyun:

“Alison, doğum izninden işe yeni dönen bir anneydi. Oğlundan uzak kaldığı her an çocuğunun başına gelebilecek binlerce korkunç senaryoyu düşünüyordu. Bunların arasında terörist saldırıları, ani bebek ölümü sendromu (ABÖS), yemek yediği esnada boğulması gibi binlerce farklı örnek vardı. Bazen gün ortasında, düşünceleri paniğe dönüştüğünde beni arardı. Aklı, ölüm senaryoları üretmediğinde korkunç bir şey olduğunda hissedeceği yıkımı ve bundan kurtulamayacağını düşünmeye yönelirdi. Dikkatini bu hayali korkudan uzaklaştırmayı başardığında ise bebeğinin yanında olmayan bir anne olarak ne kadar aşağılık olduğunu, çocuğuyla evde kalmasına izin verecek kadar para kazanamadığı için kocasına ne kadar kızgın olduğunu ve bitmek bilmeyen diğer şeyleri düşünüyordu. Kendisine işkence eden ve DEHŞETE düşüren şeyler hakkında aşırı ve saplantılı bir şekilde hareket ediyor ve düşüncelere hapsoluyordu.” (Sayfa 16)

Paragrafta, bir annenin, bebeğini özne olarak kullanıp, aslında, kendisi için yazdığı korkunç, ürkütücü senaryoları okudunuz. Alison, evden çıkmadan önce bebeğini muhakkak güvenilir birine; anne-baba, kayınvalide veya bir bakıcıya emanet etmiştir. Bebeğine mutlaka en özenli şekilde bakılacaktır. Buna rağmen, bu anne kendisine işkence eden bu ürkütücü senaryoları zihninde döndürüp durmaktan kendini kurtaramamaktadır.

Bu, zihnin hastalığıdır. Birçoğumuzda bu hastalık vardır. Bilinçli veya bilinçsiz, genellikle bilinçsiz olarak bu hastalıkla yaşıyoruz. Başlıktaki “korkunç” kavramını her iki anlamda kullanarak oraya yerleştirdim: Hem devasa anlamında hem de korkular üreten, korkutucu anlamında. “Virüs” kavramını da hem mecazî anlamda hem de gerçek anlamında… Bu virüs hem zihni işlemez hale getiriyor, bütün zihinsel akışı tahrip ediyor hem de akıl, ruh ve beden sağlığımızı bozuyor. Bizi her anlamda hasta ediyor.

Bu virüs nereden geliyor?

Yine Colier’e kulak verelim: “Ağrı derinden tanıdık gelebilir. Büyürken ailelerimizin yanında böyle hissetmiş olabiliriz. Acı, kendi tarzında rahatlatıcı olabilir. Hissedilen bir deneyim olarak acının; hafif, geçici hissedebilen mutluluğun aksine, sakinleştirici bir ağırlığı ve derinliği vardır. Birçok insan için acı, mutluluktan daha güvende hissettirebilir.” (S. 48)

Son cümleyi tekrar edelim: “Birçok insan için acı, insanı mutluluktan daha güvende hissettirebilir”!

Virüsün korkunç tesirini hayal edebiliyor musunuz?

Birçok insan kendisini acısıyla daha güvende hissediyor. Bu insanlar ekranlara çıkıyor mu? Sayfalara, kitaplara, mikrofonlara hastalıklı zihinlerini boşaltıyorlar mı? virüslü zihinleriyle çok seyredilen dizilerin, filmlerin senaryolarını yazıyorlar mı? Ülkemiz, geleceğimiz için komplo teorileri ve senaryolar üretiyorlar mı?

Evet!

Evet!

Evet!

Bu durumda, birçoğumuzun zaten acıya meyilli olan beyinleri ne hale gelir? Kişisel ve toplumsal sağlığımız ne kadar bozulur?

Elbette feci bir şekilde bozuluyor. Uykularımız kaçıyor. Hayat çekilmez bir hale geliyor. Çok değerli zamanımızı kısır bir döngü içinde bunalarak harcıyoruz. Önce psikiyatri ve nöroloji bölümlerinde kuyruklar uzuyor. Sonra, kalp-damar, göğüs ve iç hastalıkları koridorları tıklım tıklım doluyor.

Tavsiyem, önce kendi zihninizde korkunç virüsler olabileceğini kabul edin. Onlardan kurtulmaya çalışın. Sonra, haberleri, filmleri, dizileri; senaryo yazanların zihinlerindeki korkunç virüsleri hesaba katarak seyredin. Özellikle dijital sayfaları; onları üreten-paylaşan kafaların içindeki ürkütücü virüsleri düşünerek okuyun. Hastalıklı zihinlere teslim olmayın!

x   x   x

İLGİLİ YAZILAR

ALLAH RIZASI İÇİN, MANTIK SÜZGECİNİZİ KULLANIN!

Rüyaları Neden Hatırlamıyoruz?

x   x   x

ÖNERİ VİDEO

Zorlanan BEYİN Alzheimer'e Meydan Okuyor

Tarih: 10.03.2026 Okunma: 33
Kaynak: https://ih.iyiinsan.com/?sayfa=makale&id=4812

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

Isim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylasilmayacaktir.)

Yorum: *

Guvenlik Sorusu:
Turkiye'nin baskenti neresidir?