Evet, sevgili dostlar biÅŸey yapmalı. Sevgili ülkemiz günden güne kötüye gitmekte. Her yerden bir delik açılmakta. Güven sarsılmakta. Millet tedirgin. Tam kaotik bir ortam. At izi it izine karışmış durumda. Kurdun adı çıkmış çakallar baÅŸ kesmede. Kimin ne olduÄŸu belli deÄŸil. Birlik ve beraberlik zamanı. Her parti içyapısına dikkat etmeli. Söylemleri derin tahlile tabi tutmalı. DiÄŸer guruplara yönelik düşmanlık tohumu ekmeye çalışarak tefrika peÅŸinde olanlara itibar edilmemelidir. Bilakis partiden tardedilmelidir. Bilmeliyiz ki dinimizde tefrika kesinlikle haramdır. Fitne lanetlenmiÅŸtir ve en büyük günah olarak görülmüştür. Hatta en tehlikeli bir günah. ‘’Fitne katlden beterdir.’’ Kur’an.
Bilinmeli ki ayrılıkların değil birliklerin müntesipleriyiz. Allah, vatan, din, kitap, bayrak vs. her şey bir. Küçük ayrılıklar bu birliğe feda edilmelidir. Yoksa istenmedik şeyler olabilir ve külliyen zarar görürüz. Küçük olsun benim olsun sevdasından vazgeçmeliyiz. Birini yapmadığı konularda eleştiriyorsak ve gitmesini istiyorsak biz gelince yapabilecek miyiz ona bakmalıyız yoksa koltuk yüzünden bu tür basit oyunlara tevessül etmemeliyiz. Bilakis destek vermeliyiz. Zira aynı gemideyiz. Küçük oyunların ve basit hesapların adamı olmamalıyız. Halkı aldatmamalıyız.
Bugün ABD, AB ve SİYONİST odaklar netameli iÅŸler peÅŸindedir muhakkak. Bu kaotik ortamdan faydalanarak Milli İstihbarat TeÅŸkilatı’na hâkim olmak için mücadele içinde olabilirler. ABD bir yapının çökertilmesine destek verirken kendi güdümünde bir yapı yaratmak peÅŸinde olabilir. Hükümet edenler bu netameli oyuna çok dikkat etmelidirler. ABD yerli iÅŸbirlikçilerinden müteÅŸekkil bir yapı yaratırsa ÅŸayet, bu yapıyı gerçek dindar vatanseverleri ezmek ve baskı altına almak için kullanacaktır hiç kuÅŸkusuz. Zira Siyonistler dünyadaki akıttıkları kanın ifÅŸa olmasından hiç hazzetmezler ve bunu yapanları yok etmek için her tür baskı yolunu denerler. Sevgili ülkemizi idare etmek için halkın oyuyla idareyi eline alan sayın baÅŸbakanımız Tayip ErdoÄŸan çok teennili ve temkinli olmalıdır âcizane düşünceme göre. Ben derin dış ve iç odakların teÅŸrik-i mesaisi ile Tayip ErdoÄŸan’ın muvakkaten ortamı düze çıkarması için muayyen bir süreç diliminde serbest bırakıldığı izlenimine kapılır gibi oluyorum sanki. Ortalık düze çıkınca da muayyen odakların yerli iÅŸbirlikçileri aracılığı ile kendi gladio’larını yaratacaklarını düşünüyorum. Bugünkü aydın açılımının sebebinin de bu olduÄŸu kanısındayım. Ilımlı İslam ve Ilımlı Marksizm gibi ÅŸeylerden bahsediliyor. Çünkü bu akımların radikalleri olarak telakki ettiklerinin kendileri için tehlikeli oldukları kanısındalar. Liberalleri ve hoÅŸgörücü-diyalogcu kanatları kullanıyorlar. Tabi adalet ve özgürlük olsun ama bu toprağın çocukları da sömürülmesin, ezilmesin. Siyonistlerin güdümüne alınmasın. TeÅŸekkül edecek yeni yapılanma muhakkak gerçek dindar vatanseverlerin inhisarında olmalıdır. Bu iÅŸlerin ılımlısı olmaz. TaÅŸeronlara dikkat edilmelidir. Her ÅŸeyin sahibi bellidir. Samimi siyaseti ile temayüz eden ve muhtelif suikastlarla ortadan kaldırılmaya çalışılan Sayın Muhsin YazıcıoÄŸlu beyefendiye karşı tezahür eden ahlaksız ve basit komplolara bu meyanda bakabiliriz. Milli ve manevi direniÅŸ cepheleri çökertilmeye ve yozlaÅŸtırılmaya çalışılıyor.
Ayrıca ÅŸu Kürt Sorunu denilen mevzuda dikkatle takip edilmelidir. Zira bir sorun varsa o da bütün halkın sorunudur. Sadece bir kesimin deÄŸil, bütün kesim komprador burjuvazinin tahakkümü altındadır. Ve bu tahakküm kırılmadan özgürlük ve adalet yoktur. Birlik imkânsızdır. Bu yüzden birileri bazı ÅŸeyleri istismar etmektedir kanaatimce. İşler gerçek mecrasından saptırılmamalıdır. Bu iÅŸler çok netameli iÅŸlerdir. Ve bilinçli yapılmaktadır haddizatında. Devletin gücü bu tür olaylarla tüketilmektedir. Bu devletin yumuÅŸak karnıdır. Bilinçli olarak kaşınmaktadır. Asırlarca bir arada yaÅŸamış milletimiz bugün ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Malum bir örgüt kullanılarak toplumsal doku bozulmak istenmektedir. Ama bunda yerli iÅŸbirlikçilerin suçları da vardır. DoÄŸumuz ya koparılmak istenmekte ya da özerk bir yapıya kavuÅŸturulmaya çalışılmaktadır. Bu çok vahim sonuçlar doÄŸuracaktır. Bu ülkede haksa herkesin hakkı çalınmaktadır. Bakı ise bütün topluma yöneliktir. Öyleyse kurnazlık yapılarak sahtekârca yollara giriÅŸmek art niyetliliktir. Bu toprağın çocuklarının birlik harcı İslam’dır. Ama birileri bunu sarf-ı nazar etmek için gayret etmektedir. Kürtler, dindarlar, Türkler diye yapılan ayrımlar kahpecedir. Bu toprağın çocuklarının kimliÄŸi bellidir. Bu toprağın çocukları birlerde birleÅŸiktir. Ve akl-ı selim sahibi insanların bir ÅŸikâyeti yoktur. Sadece beslemelerin ÅŸikâyeti vardır varsa da. Bizlerde o beslemelere karşı uyanık olmak zorundayız.
Hatırlayınız, bir zamanlar kontrgerilla diye bir ÅŸey vardı. Ve söylenenlere göre milliyetçiler hâkimdi bu yapılanmada ya da organizasyonu idare edenler onlardı. Sonra ne oldu, peyderpey ifÅŸa edildi. Bir ÅŸekilde yapılanmada yer alanlar yok edildi. Bugünse malum bir yapılanmadan söz ediyorlar. Üstelik Türklerle ilgili bir isim verilmiÅŸ. Kim bilir belki de tam baÅŸarılı olasıya kadar, baÅŸarıya ulaşıldıktan sonra tasfiye edilmek üzere, milliyetçi gençliÄŸin de destek vermesini saÄŸlamak için bu isim verilmiÅŸtir. Ama kontrgerillanın yok edilmesi için canhıraÅŸ mukavemet eden ve üstelik bu yapılanma içindekileri faÅŸistler diyerek lanetleyen ve her birine en ağır cezalar verilmesini saÄŸlayanlar bugün sessiz. Niye? Çünkü fikir farklılığı var. Bugünkü yapılanmada medya ve sermaye başı çekiyor. Åžayet baÅŸarılı olursa kasalar ve keseler dolacak. Nimet onların vadilerine akacak. Zenginlikler onların inhisarlarında olacak. Hazinenin anahtarını ellerine alacaklar. İstedikleri gibi at oynatacaklar. Her zaman ki gibi zevk ve sefa sürmek onların hakkı olacak. Yerlileri ise ezim ezim ezecekler. Milli ve manevi deÄŸerleri yok edecekler. Ama diÄŸerleri dinci-faÅŸist ya güya, nemalanamayacaklardı sefil düşüncelerine göre. Her yerde dinci-faÅŸist diye aÅŸağıladıkları insanlar olacaktı. Rahat at oynatamayacaklardı. Pastadan payları eksilecekti. Zira bunlara göre paylaşım zevkin eksilmesi demekti. Hazinenin anahtarı dinci-faÅŸist olanların elinde olacaktı. Tabi ben sadece bir tespit yapıyorum ve sahtekârlığı faÅŸ ediyorum yoksa var olduÄŸu söylenen illegal yapılanmaları destekliyor falan deÄŸilim. Münhasıran delicesine sevgili ülkemi ve aziz milletimi canımdan çok sevdiÄŸim için bu kadar çırpınıyorum. Zira artık bu topraklarda ağız tadıyla yaÅŸamak ve ağız dolusu gülmek ve kuÅŸlar kadar özgür olmak istiyorum. Bu da ancak bu toprağın çocuklarının hâkim olduÄŸu demir yumruklu ama adalet ve özgürlük sunan bir devlet çatısı altında olacaktır. İşte bütün canhıraÅŸ mücadelem bunun içindir. Bilakis sefaletin ÅŸarkısını söyleye söyleye zillet içinde geberip gideceÄŸiz. Hani, Elhamdülillah, kapitalizme ezilmeyecek kadar imkân sahibiyiz ama halkımız için çalışıyoruz. Alınları çizgili, elleri nasırlı, gövdeleri yorgun, bu toprakların öz sahibi olan AyÅŸe Teyzelerin, Fatma Ninelerin, Ahmet amcaların, Hasan Dayıların alın terlerinin mücadelesi bu mücadele. Yoksa ÅŸahsi menfaat kavgası deÄŸil. Zira böyle aÅŸağılık ve soysuzca bir kavga verecek kadar kanı bozuk deÄŸiliz Elhamdülillah. Çünkü insanız. Çünkü iman sahibiyiz. Çünkü hak ve hukuka inanıyoruz. Çünkü sömürüye karşıyız. Çünkü ahirete inanıyoruz. Çünkü İslam gibi bir dinin müntesipleriyiz. Çünkü her ÅŸeyden önemlisi Yüce Allah’ımın kuluyuz.
Eflatun derki: ‘’bir sistemin ürünü olan sorunlar o sistem dâhilinde çözülmez.’’ Evet, sevgili ülkem dipten gelen bir deÄŸiÅŸim dalgasıyla baÅŸ baÅŸa. Bir döneme hakim olanlar bir travma yaşıyor. Bu durum köklü dönüşümlerin doÄŸal sonucudur tabiatıyla. Bu dönüşüm çok zor da olmuyor gibi bir görüntü veriyor. Zira evrensel senaryocular iÅŸleriniz iyi biliyorlar, uzun süreli senaryo yazıyorlar ve zamanı gelince icra ediyorlar. Bu ülkede de Mustafa Kemal’e izafe edilen bir düşünce sistemi oluÅŸturdular. Bu sistemin ürünü olan kültürü de her tabakaya yaydılar. Toplum üzerinde müthiÅŸ bir baskı kurdular ki zamanı gelince ve teÅŸekkül edilen sistemin miadı dolunca halka devirtmek kolay olsun. Ama muayyen süre içinde sitemin ayakta kalması ve tıkır tıkır iÅŸlemesi için nice cinayetler iÅŸletip deÄŸerli aydınları katlettiler. Nice vatan evlatlarını birbirlerine kırdırdılar. Ve ne darbeler indirdiler halka. Bu halk çok garip bir halk. İnanın bu satırları yazarken yoÄŸun duygular içinde yazıyorum. Toplu ortamda olmasan hüngür hüngür aÄŸlayacağım. Dayanamıyorum napayım. Çünkü yüreÄŸim acıyor, vicdanım sızlıyor. Ağır geliyor yorgun gövdeme. İnsanım zira. Bir gün olsun güldürmediler bu milleti. Her türlü güzellikten mahrum bıraktılar. Hazinelerini çaldılar. Emeklerini sömürdüler. Ve bunu yapanların bu vatan üzerinde akmış bir damla gözyaÅŸları yoktu. İşte en ağırı da buydu. Gel de yaÅŸa bu sızıları duyumsayarak.
İşte bu yüzen diyorum ki; ÅŸayet yeni bir sisteme doÄŸru gidiliyorsa, yeni sistemde eskisi gibi ezip, sömürmemeli halkı. Alın terini çalmamalı. Yeni kapitalistler yaratmamalı. EÅŸe dosta peÅŸkeÅŸ çekilmemeli toplumun hazinesi. Ve en mühimi bu sistem Müslüman aydınların kanına girilerek ayakta tutulmaya çalışılmamalı. Ki bunu yapacaklar muhakkak olacaktır. Çok dikkatli ve uyanık olunmalıdır. Zira bu tür aÅŸağılık cinayetler hep sistemleri saÄŸlamlaÅŸtırma adına yapılmaktadır. Ama ne acı ki bumerang gibi avcıyı vurmaktadır. Mevcut resimde olduÄŸu gibi. Hâlbuki bu tür netameli iÅŸlere vize verilmeseydi mevcut sistem ebedi olabilirdi. Birlik ve dirlik içinde yaÅŸanabilirdi. Kimsenin hakkı yenmezdi. Aydınlar ölmezdi. Toplum parçalara ayrılmaz, terör doÄŸmaz, toprağın çocukları birbirinin kanına girmezdi. Ağız tadıyla yaÅŸar, ağız dolusu gülerdik, kuÅŸlar gibi özgür yaÅŸardık. Devletimiz güçlü, milletimiz huzurlu olurdu. Ama olmadı, yaptırmadılar, yapamadık. Dış ve iç düşmanlar müsaade etmedi. Üstelik yapılan baskılar Mustafa Kemal üzerinden yapıldı ve halk Mustafa Kemal muhalifiymiÅŸ gibi gösterildi. Åžimdi çırpınıyorlar ama iÅŸ iÅŸten geçti. Atı alan Üsküdar’ı geçti. Åžimdi bari uyanık olalım. DeÄŸerleri zedelemeyelim. Halkı üzmeyelim. EmeÄŸi gaspetmeyelim. Artık burjuvazinin tahakkümü sona ermeli. Siyasetler babadan oÄŸla miras kalmamalı. Bugün bakıyoruz manzara hiçte iç açıcı deÄŸil maalesef. Babalar ve oÄŸullar saltanatı görünümü var sanki. Herkes evladını zengin etmeye çalışıyor. Ama millet hala sefaletin ÅŸarkısını söylüyor. Artık sömürü çarkı kırılmalıdır. Toplum mülkün sahibi kılınmalıdır. Toplumsal mülkiyet hırsızlığı cezasını bulmalıdır. İktidarın sahibi kılınmalıdır. Dinin sahibi kılınmalıdır. Zer-zor-tezvir ÅŸebekesi çökertilmelidir. Firavun-Karun-Belam devri nihayet bulmalıdır. Tevhit-adalet-özgürlük tüm bünyeye hâkim olmalıdır. Vatan bütünlüğü, millet birliÄŸi içinde iÅŸlerimiz yoluna koymalıyız artık. Bu iÅŸi de ancak milli-manevi dinamiklere istinat eden demir yumruklu bir devlet, keskin kanunlar ve her yerde eli, gözü, kulağı olan çok güçlü bir milli istihbarat, emniyet, jandarma teÅŸkilatı saÄŸlayabilir. Ama kesinlikle samimi dindar vatanseverlerin, yani bu toprağın çamuruyla elleri kirlenmiÅŸ olan, bu toprakların suyunu içmiÅŸ, havasını solumuÅŸ olan, bu toprakların hamuruyla yoÄŸrulmuÅŸ olan vatan çocuklarının, hâkim olduÄŸu teÅŸkilatlar olmalı bunlar. Kesinlikle ılımlıların –hangi ılımlı olursa olsun- hâkim olduÄŸu deÄŸil kesinlikle. Zira çok acı çekeriz.
Tevhit-adalet-özgürlük-kitap-devrim-ahlak-emek-vatan-bağımsızlık.
Sevgili ülkemiz Türkiye’miz bir gün mutlaka özgür olacaktır inÅŸallah.
Toplum her şeyin sahibi olacaktır inşallah.
Zer-zor-tezvir şebekesi çökertilecektir inşallah.