İNSANLIĞIN KURTULUŞ MANİFESTOSU...42...

Özgür DENİZ - 24.02.2026

Biz, kendi olunca olacağını bilmeyen ancak başkası olunca olacağını düşünen aptallaştırılmış, mankurtlaştırılmış varlıklarız. Kendine düşman başkasına dost olan amorf türleriz. Ama gerçekten de böyleyiz yani, itham yok, yalan yok. Binaenaleyh direnmeyi değil teslim olmayı, düşünmek yerine onaylamayı tercih etmişiz. Kendimizi küçük görmüşüz de, büyük gördüklerimiz karşısında aşağılık kompleksine kapılmışız. Oysa başkası olunca olunmaz, ancak kaybolunur ve kaybolmuşuz. Ne garip değil mi, bir zamanlar herkesin özendiği, varlığından medet umduğu, her şeyin üreticisi olan varlık, şimdi herkese özeniyor, başkalarından medet umuyor ve münhasıran tüketiyor. Bir zamanlar herkesin karşısında küçüldüğü varlık, şimdi bir zamanlar kendisinin karşısında küçülenlerin karşısında küçülüyor. İzzetinefsine zulmediyor ama ne yaptığının farkında olamayacak kadar kendine yabancı. O bir zamanlarla övünmekten başka hiçbir şey yapmıyor çünkü. Zira aklı zail olmuş, kalbi ölmüş, vicdanı çürümüş. Mantıklı görünmek isterken, vicdanının sesini susturmuş. Yani ancak kendi özüyle olabileceğini hala anlayamamış, başkası olunca olacağını düşünmüş, bu yüzden de bitevi başkalaşmaya çalışmış, böyle oldukça da mütemadiyen dibe doğru batmış ve nihayetinde kendini de kaybetmiş varlıklarız. Biz insan olmayı başkalaşmak olarak algılamışız. Kendi toprağını beğenmeyen, başka topraklarda varolmaya çalışan özünü yitirmiş yitikleriz. Oysa insan olmak bağımsız bir şeydir, başkalaşmak ayrı bir şeydir. İnsan, boy verdiği, yetiştiği, soy verdiği toprağa niye hor bakar? Başkası olan kendi değildir ki insan olabilsin, insanlık başkası olmaya mı bağlı ki, insani değerler başkasının değerler mi ki de başkalaşınca insanlaşacağımızı düşünüyoruz? Ayrıca bir de başkalaşmayı münhasıran maddi değişim olarak görmüşüz, oysa başka olanda kendine mahsus sağlam değerlerde vardı, çalışkanlık diye bir şey de vardı, ama biz sadece çöpü aldık velakin büyük değerleri görmezlikten geldik, çalışkanlığı alışkanlık edinmeye çalışmadık. Çöpün kokusunu öyle kuvvetli bir şekilde içimize çekmişiz ki, şimdi çöp gibi kokuyoruz ve temiz kokulardan tiksiniyoruz. Sokağı yatak bildik, yatağı ise sokak gibi gördük. Çöpe alışınca bir daha çiçeğe dönemedik. Çöpe alışmış sineğe çiçeğin güzel olduğunu artık anlat anlatabilirsen. Başkası olmayı marifet bildik, insanlık sandık, başkalaşmak olarak algıladık. Fakat bu bizi batırdı, aklımızı zail eyledi, hayatımızı mahveyledi. Çünkü çöpün içinde yaşadıkça aklımız gitti, ruhumuz öldü. Her şeyi araçsallaştırdık ama bu meyanda amaçlarımızı yitirdik. Başkasını izleye izleye, başkasının sesini duya duya, kendi görüntümüzü unuttuk, kendi sesimize sağır kaldık. Artık geldiğimiz noktada varolan kendimiz değildik, kendimizi ele geçirmiş olan başkasıydı varolan, varlığımızda mevcut olan. Şimdi olduğumuz başkasının bile kaçtığı bambaşka biri olduk, ne öyle olabildik ne böyle olabildik, hiçbir şey olamadık, bir şeye benzemedik, kendimizi bile tanıyamaz hale geldik. İskeletimizi kaybedince neye benzediği belli olmayan bir et yığınına döndük.


Tarih: 24.02.2026 Okunma: 23

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?

İ.Hakkı Cengiz

25.02.2026 - 08:57

Başkalaşmak, yozlaşmak demek. Derin tespitler. Gönülden selâmlar can kardeşim.

Özgür Deniz

25.02.2026 - 15:36

Tüm kalbime sonsuz teşekkürler saygıdeğer paşam saygıdeğer ağabey. Selam saygı muhabbet ile. Hayırlı akşamlar.