Oy gizli, haber kutsal, yorum hürdür.
İstanbul'un işgalini kınamak üzere 23 Kasım 1918'de Hadisat Gazetesi'nde Kara Bir Gün adlı makaleyi yazan Süleyman Nazif, 1869 senesinde Diyarbakır'da doğdu. Eğitimine Maraş’ta başlamış ve hem eğitim hayatı boyunca, hem de memuriyet hayatının başlangıcında bu bölgede bulunmuştur. 19’ncu asrın sonlarına doğru İstanbul’a gelmiştir.
Daha sonra; Basra (1909), Kastamonu (1910), Trabzon (1911), Musul (1913) ve Bağdat (1914) valilikleri görevinde bulundu. 1918'de Irak'ın İmparatorluktan ayrılmasını anlatan Firak-ı Irak adlı eserini bastırdı.
Kara Bir Gün adlı makalesi üzerine
Fransız işgal kuvvetleri komutanı Süleyman Nazif'in kurşuna dizilmesini
emretti, fakat sonra bundan vazgeçildi. Yine 23 Ocak 1920 günü Pierre Loti'yi
anma toplantısında yaptığı konuşma neticesinde, İngilizler tarafından Malta'ya sürgün edildi.
1922 başlarında Milli Mücadelenin başarılı olması üzerine, İstanbul'a döndü.
Osmanlı ve erken cumhuriyetin önemli Kürt
aydınlarındandır (Vikipedi).
1927'de zatürreden öldü. Edirnekapı mezarlığına gömülüdür.
Aşağıda, vaktiyle Süleyman Nazif tarafından yazılmış olan ve ilk okuduğumda beni çok şaşırtan makaleden bir bölüm sunuyorum.
Okuyucuyu yönlendirmemek için herhangi bir yorum yapmıyorum.
Sadece, yazılanlar beni
şaşırttığı gibi sizi de şaşırtacak mı, onu merak ediyorum!
Türk’e
Dair
…
Peygamberler babası Hazreti İbrahim
aleyhisselâmın “Tevrat”ta (Tarh) adı ile kayıtlı bulunan babası (Âzer) Dicle
ile Fırat nehirlerinin kucakladıkları “Elcezire”ye şarktan, Belh diyarından
gelmiş bir Türk oğlu Türk’tü. Hazreti İbrahim İbraniler’den Sara’yı,
Araplar’dan Hacer’i aldı. Hazreti İshak Sara’dan, Hazreti İsmail Hacer’den doğmadır. Fahr-i
Kâinat efendimize mensubiyetle kabilelerin en şereflisi olan Kureyş İsmail’in,
İsrailoğulları İshak’ın soyundan gelmektedirler. Soya sopa çok dikkat eden
Araplar bunu hiçbir zaman gizlemez ve inkâr etmezler. Kureyş kabilesini
(müsta’rebe kabileler) arasına dâhil etmekte dört bin seneden beri devam
ederler.
(Müsta’rebe) aslen Arap olmadığı halde
Araplaşmış demektir. Aslen Arap olana (Âribe) derler. Hazreti İsmail’den
Hazreti Muhammed’e ve Hazreti İshak’tan Hazreti İsa’ya kadar bütün büyük
peygamberler bir Türk oğlu Türk’ün muazzam torunlarıdır. Yusuf Türk, Musa Türk,
Davud Türk, Süleyman Türk. Hep Türk, hep Türk… Allahümme bârike alâ İbrahim ve
alâ âl-i İbrahim.
…
Süleyman Nazif, Unutulmuş Yazılar, Türk
Edebiyatı, Haziran 1984
Önceki Yazılar