NASIL KÖLE OLDUK? YA SOSYAL ADALET YA KAPİTALİZM...

Özgür DENİZ - 15.10.2022

Sevgili dostlarım, yoldaÅŸlarım, kardeÅŸlerim, arkadaÅŸlarım! Sizler, sonsuz gökyüzünün altında, doÄŸanın sonsuzluÄŸunda, kendi topraklarınızda, barış ve huzur içinde, kardeşçe ve hürce yaÅŸayıp giderken; birlikte ürettiÄŸinizi birlikte tüketirken; kendi ellerinizle ekip biçip ortak sofranızda ağız tadıyla yerken ve içerken; sevgi nefreti ve paylaÅŸmak cimriliÄŸi öldürüp gömmüşken hatta nefret ve cimrilik gibi duygular da yokken; benliÄŸinizde mündemiç olan yardımlaÅŸma ve dayanışma duygusu bozulmamışken; hiçbir aÄŸrınız sızınız yokken; dertlerinize kendiniz derman olurken; hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içinken; düne aldırmaz, yarını düşünmez, anın tadını çıkarırken; çayırların çimenlerin üstünde, yıldızların altında soluksuz muhabbetler yaparken; ansızın karanlık adamlar geldiler. Arkalarından karanlıkları da geldi ve üzerinize çöküp kaldı, gitmek bilmedi. Buyur edilmedikleri sofraya hoyratça daldılar ve her ÅŸeyinizi yaÄŸmaladılar, çaldılar. Sizler apaydınlık bir hayat yaşıyordunuz, sonra tüm hayatınız sonsuz bir karanlığa büründü, o karanlıkta kuÅŸatıldınız ve zincirlere vuruldunuz. Hastalık nedir bilmezdiniz, bu andan itibaren ağır ağır tüm bünyeniz hastalıklarla tanışmaya baÅŸladı. DoÄŸal hayatınız bozulmaya ve yapaylıklar sizi kuÅŸatmaya baÅŸladı. Siz, artık siz olmaktan çıkıp dönüşmeye, baÅŸkalaÅŸmaya baÅŸladınız. Çünkü karanlık adamlar zihinlerinde sakladıkları ölümcül virüslerle gelmiÅŸlerdi. DoÄŸal hayatınızı ve doÄŸal varlığınızı o virüslerle yok edeceklerdi. YaÅŸamak sevincinizi zehirleyeceklerdi, zihinlerinde taşıdıkları virüslerle. Ve tüm neÅŸeniz kayboldu. Topraklar sizindi, gökler sizindi, aralarında ki her ÅŸey sizindi. Sizin olmayan hiçbir ÅŸey yoktu ve siz, sizin olan hiçbir ÅŸeyi baÅŸkalarından almamıştınız, her ÅŸey size varoluÅŸunuzun armaÄŸanıydı. Özgürce koÅŸuyordunuz, eÄŸleniyordunuz, gülüp oynuyordunuz, seviyor seviliyordunuz, aÄŸlamanız bile mutluluktandı, yıldızlar sizindi, çayırlar çimenler sizindi, tüm tabiat hizmetkârınızdı. Size veriliyordu, aldıklarınızı en güzel haliyle yeniden geri veriyordunuz ve bu döngü böyle sürüp gidiyordu. GüneÅŸ sizin için doÄŸuyor, ay size gülümsüyor, çiçekler sizin için açıyor, kuÅŸlar sizin için uçuyordu. Ta ki hayvanlarla bile yoldaÅŸtınız. Sizin hiçbir ÅŸeyiniz yoktu, çünkü hiçbir ÅŸeye ihtiyacınız yoktu, zira her ÅŸey sizindi, siz hep birlikte her ÅŸeyin sahibiydiniz, birbirinizden ayrınız gayrınız yoktu. Sınırlarınız, sınıflarınız yoktu, sömürülmüyordunuz, ezilmiyordunuz, yoksulluk, yoksunluk nedir bilmiyordunuz. Çünkü henüz sizi bozacak, dönüştürecek, insanlığınızı çürütecek duygularla tanışmamıştınız, tanıştırılmamıştınız yani virüsler bünyenize zerk edilmemiÅŸti karanlık adamlarca. Çünkü böylesi ÅŸeyler sizlere yabancıydı, zaten böylesi ÅŸeyler yoktu. Tabiatın tüm zenginliÄŸi sizlere sunulmuÅŸtu. Hiçbir ÅŸeyiniz yoktu ama her ÅŸeyiniz vardı. Tüm dünya sizindi ve siz, sizin olan dünyada tek insanlıktınız. Koruyacağınız ve koruyacağınız için birbirinize düşman olup birbirinizi harcayacağınız hiçbir ÅŸeyiniz yoktu. Çıkar nedir bilmezdiniz, hırslara bürünmemiÅŸtiniz, nefreti tanımazdınız, sadece sevgi vardı sizin için. Menfaat diye bir ÅŸey duymamıştınız, ahlakınız, ilkeleriniz vardı. Devletiniz, dininiz, toprağınız, eviniz, mülkünüz yani hiçbir ÅŸeyiniz yoktu, vardı ama yoktu, tüm bu ÅŸeyler sizdiniz, devlette, dinde, toprakta, evde, mülkte sizdiniz, sizin içinizdeydi her ÅŸey ama insandınız. Kimse size din, devlet, vatan, millet, servet satamıyordu, çünkü kaybedecek bir ÅŸeyiniz yoktu, satın almanız gereken hiçbir ÅŸey yoktu. Zaten satın almaya baÅŸladığınız an satılmaya baÅŸladığınız an olacaktı. Ne zaman kaybedecek ÅŸeyleriniz oldu, iÅŸte o vakit satın alacağınız ÅŸeyler olduÄŸunu sandınız ve satın almanız için size getirilen her ÅŸeyi satın almaya baÅŸladınız, satın aldıkça kaybettiniz aslında, çünkü satın almaya baÅŸladığınızda kendinizi satmaya baÅŸladınız. İçinizde taşıdığınız ÅŸeyleri nasıl kaybedecektiniz ki ve niçin birlerine ihtiyaç duyacaktınız ki kaybetmemek için? Hiçbirinizin bir diÄŸerinize üstünlüğünüz yoktu, hepiniz eÅŸittiniz. Zaten üstünlük nedir, farklılık nedir, sahiplik nedir bilmezdiniz de. Zihniniz, ruhunuz, gövdeniz tertemizdi. Bağımsız ve özgür yaÅŸayıp gidiyordunuz doÄŸanın sonsuz kucağında, zincirleriniz yoktu ve prangalarınız, böylece mutlu ve mesuttunuz, ortak çalışıyor, üretiyor, tüketiyordunuz. Bu karanlık adamlar bu durumdan hiçte hazzetmiyorlardı, çünkü onlar kendilerini sizlerden üstün görüyorlardı ve sizlerle eÅŸit olmayı sindiremiyorlardı, bir de çalışmadan kazanmak istiyorlardı yani sizlere hükmetmek istiyorlardı ama bunun için bir ÅŸeylerin deÄŸiÅŸmesi gerekiyordu, sizin belli bir düzen içerisinde yaÅŸamanızı istediler, kendilerine hizmetçi olmanızı arzuladılar, istedikleri gibi yaÅŸarsanız daha güzel bir yaÅŸamınız olacağını iddia ettiler. Sizlere büyük bir yalan söylediler. Oysa yaÅŸamınız zaten güzeldi, daha baÅŸka bir güzellikte neydi ki? Daha ötesi ancak kirlenmek olurdu ve karanlıkta kirleteceklerdi sizi, sonra da kirli olduÄŸunuzu ve yıkanmanız gerektiÄŸini söyleyeceklerdi, yıkayıcılar da kendileri olacaklardı ama bunun içinde sizden istedikleri vardı ve istediklerini verirseniz yıkayacaklarını söyleyeceklerdi. Bunun için bir mekanizmaya gerek olduÄŸunu ama bu mekanizmayı iÅŸletecek birilerinin olması gerektiÄŸini söylediler. Yani bir mekanizma kurulmalıydı ama o mekanizmayı iÅŸletecek birilerinin de olması gerekiyordu. Zımnen bizler sizleri yönetecek olanlarız, sizlerin efendileriniziz diyorlardı. Sizlere önce sevgiyle yaklaÅŸtılar, sizler kabul etmek istemediniz, ikna etmeye çalıştılar, ikna olmadınız, uyanmamanız için ÅŸimdilik zora yeltenmiyorlardı. Mevcut hayatınızdan memnun olduÄŸunuzu, isterlerse onlarında sizlerin hayatlarınıza girebileceklerini ve onlarla her ÅŸeyinizi paylaÅŸabileceÄŸinizi, sizlerle birlikte mevcut olan ne varsa her ÅŸeyin aynı zamanda sahibi de olabileceklerini söylediniz. Birlikte çalışıp, üretip, tüketmeyi teklif ettiniz, kimsenin kimseden üstün olmadığını, herkesin kardeÅŸ ve eÅŸit olduÄŸunu söylediniz. Kabul etmediler, yine sizleri ikna etmeye çalıştılar. Yine baÅŸaramadılar ama üstelemenin de anlamsız olabileceÄŸini düşündüler ve aranıza girmeyi kabul ettiler. Sizlere iyice alışıp, sizleri de kendilerine ve pisliklerine iyice alıştırdıktan sonra, kendi aralarında gizli gizli görüşmeye baÅŸladılar. Mütemadiyen sizlerin üzerinizde kirli planlar yapmaya devam ettiler bu meyanda. Birbirleriyle böyle olmayacağını, korkutma tekniÄŸinin de ÅŸu anlık iÅŸe yaramayacağını konuÅŸtular. Sizlerin aranızı bozmanın daha akıllıca olduÄŸunda anlaÅŸtılar. Her biri sizlerden birinizdenmiÅŸ gibi görünecekti ve her biri kendisinden göründüğünü kendine çekip diÄŸerine karşı ajite edecekti, böylece kargaÅŸa ve kaos olacaktı, kadim kardeÅŸlik bozulacaktı ve sonu gelmeyen düşmanlıklar peyda olacaktı. Böylesi bir ortam da onlara kazandıracaktı ve onları sizler üzerinde ebedi egemenler yapacaktı. Nihayet iyice ortama ayak uydurduktan ve sizlerinde güvenlerinizi kazandıktan sonra planlarını uygulamaya baÅŸladılar. Sizlerin aranıza girdiler, sizleri birbirinize karşı sessizce tahrik ettiler ve birbirinize düşürdüler. Sizler birbirinizle çatışmaya baÅŸlayınca, suçlu sizlermiÅŸsiniz gibi, bakınız bu durum böyle gitmez dediler, masum pozlarına büründüler, düzen olamazsa barış olmaz dediler, sizler barış içinde kardeşçe yaÅŸayıp giderken, ÅŸimdi bunlar sizlere barışın ve kardeÅŸliÄŸin nasıl olacağını öğretiyorlardı, yeniden ilk planlarını ortaya attılar, bir mekanizma tesis edildiÄŸi takdirde o mekanizmanın barışı saÄŸlayabileceÄŸini, kardeşçe yaÅŸamı getirebileceÄŸini, sahip olunan ÅŸeylerin güvende olacağını iddia ettiler, güvenlik diye bir derdiniz yokken artık güvenlik diye bir derdinizde olmuÅŸ oldu ve nihayet neticeye ulaÅŸtılar, istedikleri mekanizmayı teÅŸekkül ettirdiler, mekanizmanın başına da kendileri geçtiler, şüphelenmemeniz için sizlerden de birilerini yanlarına aldılar yani sizdenmiÅŸ gibi görünüp, onlar adına sizleri uyutacak ve aldatacak birilerini, artık sizler onların egemenliÄŸi altındaydınız yani onların köleleri olmuÅŸtunuz. Silahlı ve silahsız güçler teÅŸekkül ettirdiler ve bunlarla sizlerin üzerinize korku bulutları gönderdiler, düşüncelerini kâğıt üzerine döktüler ve sizlere hukuk kuralları diye yedirdiler. İşte devlet denilen ÅŸey böylece icat oldu ve zamanla hepiniz devlet denilen, size yabancı olan, sizi kendinize ve birbirinize yabancılaÅŸtıran, sizleri birbirinize düşman eden, bitevi güçlü olanların elinde bulunan aygıtın köleleri oldunuz. Devlet zaten sizdiniz, sizin içinizdeydi ama sizin dışınıza çıkınca sizleri tutsak alan, köleleÅŸtiren, sizleri birbirinizle dövüştüren bir ÅŸey oldu, haddizatında devlet bile devlete yabancılaÅŸtı ve siz gerçek devletinizi kaybettiniz, yapay bir devletin kurbanları oldunuz. Sonra sizlerden bazılarını o devletin bazı bölümlerinin başına geçirdiler, sizden aldıklarını sizin yaptıklarınız karşılığında yine size geri verdiler ve yapmanız gereken ÅŸeyinde devleti ve devletin olan ne varsa korumak olduÄŸunu söylediler. Artık uÄŸruna öleceÄŸiniz bir ÅŸey peyda olmuÅŸtu. Ölüm diye bir ÅŸey bilmezken, bundan sonra ölümle yatıp kalkar oldunuz. Bundan böyle yaÅŸamak hayal ve haram olacaktı size. Yani artık sizler sahiplik nedir bilmezken, zaten her ÅŸey sizinken, bir anda her ÅŸey devletin yani devlet denilen aygıta egemen olan karanlık adamların oluverdi ve korumaya ihtiyaç duyamadığınız ÅŸeyleri korumanız gerektiÄŸini gördünüz. Önce hiçbir ÅŸey anlayamadınız ama anladığınızda ise her ÅŸey olup bitmiÅŸti. Ve siz yine sizi sizden çalan ÅŸeyi koruyacaktınız ve bir de karşılığında bir ÅŸeyler alacaktınız, her ÅŸey sizinken artık o her ÅŸeyden çok küçük bir parça sizin olacaktı, üstelikte baÅŸkalarına hizmet karşılığında, köleliÄŸi ittihaz etmek mukabilinde. Bir devletiniz oldu nihayet ve devletle birlikte çok ÅŸeyiniz olmuÅŸ gibi oldu, yani güya hiçbir ÅŸeyiniz yokken her ÅŸeyiniz olmuÅŸ gibi oldu, aslında yine hiçbir ÅŸeyiniz olmadı ama varmış gibi hissettirildi, algılatıldı, gösterildi, inandınız. Böylece her ÅŸey sizinken, her ÅŸeyinizi ele geçirip, o her ÅŸeyden küçücük bir ÅŸey verene minnet duymaya baÅŸladınız. Denizin içindeyken, göletin içine düştünüz; yıldızlar sizinken, yıldızlara bakmaya hasret kaldınız. Ve o ÅŸeyden her bir ÅŸeyi kendi aralarında paylaÅŸtılar ve her birinin sizlerden bir guruba yanaÅŸmalarını istediler ve sizlere sahiplendirdikleri ÅŸeylerin propagandasını yaptılar. Gerçekte birbirileriyleydiler ama karşınıza geçtiklerin de birbirlerine karşılarmış gibi davrandılar. Bu, sizlerden her bir parçanın, onlardan her birinin peÅŸine takılmanız içindi. Onların gerçekten de birbirilerine düşman olduklarına inandınız ve onları korumak için birbirinize düşman oldunuz, siz bölündükçe ve öldükçe onlar kazandılar. Onlar birdi ama sizler paramparçaydınız artık ve onlara muhtaçmışsınız gibi bir durum ortaya çıkmıştı. Topraklarınız sizindi ama siz topraklarınızı birbirinize karşı savunmaya baÅŸladınız. Bir dininiz oldu ve olmayan ama oldurulan ÅŸeyi birbirinize karşı savunmaya ve korumaya baÅŸladınız. Mülk diye bir ÅŸey bilmezken olmayan mülkünüzü birbirinizden korumaya çalıştınız. Hiçbir ÅŸeyin sahibi deÄŸilken her ÅŸeyin sahibi oldunuz ama gerçekte her ÅŸey sizin sahibiniz oldu ve bir gün onları korumak gerektiÄŸini ve korumak içinde devletin yanında olmanız gerektiÄŸini düşündünüz. Devletin yanında olmak, onun adamı olmak zamanla hoÅŸunuza gitti, çünkü güç ordaydı, servet ordaydı, şöhret ordaydı, din onundu, topraklar onundu, evler onundu, onunla olursanız aynı ÅŸeyler sizinde olacaktı. Gerçekte ise asla olmayacaktı. Böylece iflah olmayacak bir yola girdiniz. Kendiniz için çalışırken baÅŸkaları için çalışmaya baÅŸladınız. Sofranızda hep birlikte otururken artık oturamaz oldunuz, ortaklarınız çoÄŸaldı ve çoÄŸalan ortaklarınız sizlerin sofraya getirdiklerinize göz koydular, sizler aç kalırken onlar doydular, kendi sofranızı kurdunuz ama kendiniz oturamadınız, oturanları doyurdunuz. Üzerinden geçemeyeceÄŸiniz köprüler yaptınız, içinde oturamayacağınız evler inÅŸa ettiniz, ÅŸatolar, saraylar yaptınız içine giremeyeceÄŸiniz, binemeyeceÄŸiniz arabalar yaptınız. Kendi ÅŸarkılarınızı söylerken ve doÄŸanın eÅŸsiz ÅŸarkılarını dinlerken, size ÅŸarkı söyleyecek insanlar buldular ve dinlemek için size bedel ödettiler. Sizler için türlü türlü oyunlar ve oyuncaklar buldular ve sizleri narkozladılar, uyuttular. Sizler için türlü ÅŸeyler icat ettiler ama her ÅŸey için de büyük bedeller ödettiler. Gazeteler, televizyonlar, eÄŸlenceler ve neler neler, sizler bunlarla avunurken, bunlara inanıp birbirinizi diri diri yerken, zaman içinde kendinize ve gerçeklere yabancılaÅŸtınız, egemenlerin yalanlarına inanmaya baÅŸladınız. Gerçek olan hayatınız artık koca bir yalandan ibaretti. Artık gerçek yaÅŸamınız hafızanızdan silinmiÅŸti ve sanki o yaÅŸamı çağırmak ölümden beterdi sizin için, koca bir yalan olan yaÅŸama çok çabuk alıştınız ve gerçek yaÅŸamın üretilmiÅŸ yaÅŸam olduÄŸunu sandınız. Eski hayatınıza, doÄŸal yaÅŸamınıza dönmek ölümden beterdi sizin için. Dahası geride bıraktığınız gerçek hayatınıza düşman oldunuz. Sahip olmadan, sahip olmak adına gerekirse ihanet etmeden yaÅŸayamayacağınızı sandınız, çünkü öyle bir hayata alıştırıldınız ki, iflah olmanız imkânsızlaÅŸtırıldı. Çünkü o hayatınıza yabancılaÅŸmıştınız ve yeni hayatınızı canınız pahasına benimsemiÅŸtiniz. Mutlak bir açmaza düştünüz, bir fanusun içine mahkûm edildiniz. Çırpındıkça daha dibe battınız, battıkça da sizleri bu duruma düşürenlerin paçalarına daha sıkı yapışmaya çalıştınız. Zamanla size raÄŸmen ama sizinle birlikte kurulan düzene iyice alıştınız, düzenin her ÅŸeyini kanıksadınız, baÅŸka türlüsünün hayal bile edilemeyeceÄŸini düşlemeye baÅŸladınız, olabileceÄŸini düşleyenlere düşman oldunuz ve mevcut olanı korumak adına onlarla yani kardeÅŸlerinizle savaÅŸmaya baÅŸladınız. YaÅŸamaya düştüğünüz dünyada, ölüm düzeninin içine atıldınız, her gün yaÅŸamak içindi, siz her gün öldünüz. Oysa hayal edemeyeceÄŸinizi düşündüğünüz hayatı dün yaşıyordunuz ama uyuÅŸturuldunuz ve unutturuldunuz, hafızanızı sildiler ve silinen hafızanızı yeniden doldurdular. Size ait olan hafızanızı, kendilerine ait kodlarla doldurdular ve kendinizdiniz ama onlar gibi oldunuz. Bir de sizlere boÅŸ bir umut olacak olan ama düzenin de iflah olmaz köleleri olmanıza yol açacak olan, her seçimle özgürlüğünüzü daha bir kaybedeceÄŸiniz kesin olan seçim diye bir ÅŸey icat ettiler, güya seçimi siz yapıp istediÄŸinizi seçecektiniz ve böylece egemen olma hayali kuracaktınız ama bu tamamen boÅŸ bir avuntuydu, çünkü her seçimle yine egemen olanlar egemenliklerini perçinleyeceklerdi, sizlerde köle olarak kalacaktınız, üstelikte bu yolda sonsuza kadar birbirinizle savaÅŸacaktınız sizin sevdikleriniz egemen olsun diye, oysa her egemen olanla birlikte hepiniz birlikte kaybetmekteydiniz, anlayamadınız kirli oyunu. Siz egemenlere piyonluk yaptınız, egemenler sizlere efendi oldular ve sizleri sonu gelmeyen bir savaÅŸ cehenneminin içine atıverdiler. Siz öldükçe egemenler güçlendiler, palazlandılar ve sizleri kendilerine mutlak anlamda köle yaptılar. Bu savaÅŸta devlet ve devlete dair ne varsa hepsini kullanarak düşlerinin peÅŸinden gidenlerle savaÅŸtınız. Her devirde sizler ve düzenin efendileri olanlar kazandınız, çünkü her ne varsa sizin yanınızdaydı, mevcut düzene hayır diyenlerin yani kadim doÄŸal düzene dönmek isteyenlerin ise hiçbir ÅŸeyleri yoktu. Bu yüzden her devirde sizler baÅŸarılı oldunuz yani karanlık adamların peÅŸlerine takılanlar. Oysa duvarları yıkıverseniz, zincirleri kırıverseniz, perdeyi indiriverseniz gerçekleri görecektiniz, bir zamanlar kimdiniz anlayacaktınız ve daha ötesi yaÅŸamaktı, yaÅŸamaya bir adım vardı ama hiç istemediniz, çünkü düzenin kendisi siz olmuÅŸtunuz ve hayır diyenleri kendinize düşman bilmiÅŸtiniz. Gün geçtikçe geri dönüşü imkânsız olan bir yola girdiniz. Güçlerinizi birleÅŸtirip size yabancı olan ve sizleri de her ÅŸeye yabancılaÅŸtıran ne varsa yok edebilirdiniz ama istemediniz, istemeyi baÅŸaramadınız. İşte ilk halinizin adı doÄŸal insani düzendi yani Sosyal Adalet’in, DoÄŸal Adalet’in egemen olduÄŸu düzendi, son halinizin adı yapay ve vahÅŸi hayvani düzendi yani Kapitalizm’di. Åžimdi hangisi iyidir, hangisi insancadır, hangisi olması gerekendir, hangisi insanlık onuruna yakışandır, karar sizindir. Åžimdi tercih zamanıdır. Ya kölelik ya insanlık! Ya Sosyal-DoÄŸal Adalet ya Kapitalizm! Ya özgürlük ya kula kulluk! Ya istiklal ya ölüm! Neye layık olduÄŸunuza özgür iradelerinizle siz karar vereceksiniz ve layık olduÄŸunuz ÅŸeyi kendi özgür iradenizle, kendi kavganızla kazanacaksınız. Cesaretiniz var mı çalınmış hayatınızı kazanmaya ve size ait olmayan yapay düzeni yani Kapitalizmi yok edip, doÄŸal düzene yani Sosyal-DoÄŸal Adaletin egemen olduÄŸu düzene yeniden dönmeye? Ama ne istediÄŸinizi bilmeli, istediÄŸinizi bilinçli istemeli ve istemekten asla vazgeçmemelisiniz. Vazgeçmeyi düşünmek bile kaybetmektir! Tanrı’nın istediÄŸi de budur. Tanrı sizi özgür iradelerinizle sınıyor. Çünkü O’nun istediÄŸini yani kadim doÄŸal düzeni yani Sosyal-DoÄŸal Adalet’in egemen olduÄŸu düzeni ancak sizler gerçekleÅŸtirebilirsiniz. Sizler Tanrı’nın istediÄŸi düzenin mimarlarısınız. Var mısınız doÄŸal düzeni, Sosyal Adalet düzenini yeniden inÅŸa etmeye? Zincirlerinizden ve köleliliÄŸinizden baÅŸka kaybedecek neyiniz var? Ama kazanacağınız insanca bir yaÅŸamınız var, kaybettiÄŸiniz, çalınmış hayatınız var! Kaderimiz kendi ellerimizdedir ve özgür iradelerimizle biz tayin edeceÄŸiz. Ya devleti insanlaÅŸtırmalı, Sosyal Devlet yapmalı ya da insanın devletini, Sosyal-DoÄŸal Devleti, kurmalıyız! Gelinen noktada; insan hastadır, hayat hastadır, dünya hastadır, hülasa; saÄŸlam tek bir ÅŸey kalmamıştır, her ÅŸey an be an hastalık üretmeye devam etmektedir. Åžimdi bu hastalıklı yapıdan medet ummak hangi mantıkla baÄŸdaşır? Yahut bir medet umuyorsak bu bugüne kadar bizi bulmalı deÄŸil miydi? İnsanlığın topraklarında bugüne kadar her daim kapitalistler egemen oldular, peki bize ne verdiler, devleti ne hale getirdiler, insanlığın topraklarına hangi katkıyı sundular? Yoksa bitevi sömürdüler mi, kutsal olgularla bizleri mi aldattılar dünyalık çıkarları uÄŸruna? Bu hastalıklı yapıyla nereye kadar gidebiliriz, daha ne kadar var olabiliriz? Bu hastalıklı yapının ve uzantısı olan yapıların külliyen yok olması elzemdir, tertemiz bir sayfa açmak için. Nietzsche’nin dediÄŸi gibi artık tüm deÄŸerler bozulmuÅŸtur, kokmuÅŸtur, mevcut deÄŸerlerin temelli olarak yok olması ve bizi yeniden var edip, yepyeni bir insan olarak yaratacak deÄŸerlerin yeniden yaratılması gerekmektedir. Bilinmelidir ki, tahtlar spontane devrilmezler, altlarında ki toprak kaydırılmalıdır ki devrilmelerine ÅŸahitlik edilebilsin. Devrimden baÅŸka kurtuluÅŸ yolu, mücadeleden baÅŸka kurtuluÅŸ ışığı, direniÅŸten baÅŸka kurtuluÅŸ kılıcı yoktur. Ama her ÅŸey insan için ve insanca olmalıdır! Çünkü kalpleri fethetmek ve o kalplerde payidar kalmak ancak böyle kabildir. Ve mutlak gerçekliÄŸin de en berrak ifadesi ÅŸudur ki; ‘’ezilenlerin, sömürülenlerin, zaafa uÄŸratılmışların, aldatılmışların, uyutulmuÅŸların, kullaÅŸtırılmış ve köleleÅŸtirilmiÅŸ olanların gerçek bayramı; Devrim Günü olacaktır’’ ve keza yine öldürülemez bir gerçeklik ÅŸudur; ‘’DoÄŸanın sonsuzluÄŸunun yansımalarından biri olan ve insanlığın topraklarının bir tarafını ifade eden DoÄŸu’dan bir güneÅŸ doÄŸacak, kapitalizmin ileri aÅŸaması olan emperyalizm yok olacak ve büyük insanlığın tüm halkları gülecektir.’’ Ve en nihayetinde Tanrı diyor ki; ‘’biz ezilmiÅŸleri, güçsüz düşürülmüşleri, zaafa uÄŸratılmışları yeryüzüne varisler kılmak, önderler yapmak istiyoruz.’’ Öyleyse insanlık ailesinin tüm ezilmiÅŸleri, güçsüz düşürülmüşleri, zaafa uÄŸratılmışları bu vaadi hak etmek için gayret etmelidir. Zalimlere karşı birleÅŸmelidir ve büyük hedefe mülaki olmak için ayaÄŸa kalkmalıdır. Vakit itiraz etme ve isyan vaktidir! Çünkü Tanrı vaadini hak edenlere layık görecektir. Zira herkese emeÄŸinin karşılığını verecektir. Zincirlerinizden ve köleliÄŸimizden baÅŸka kaybedecek hiçbir ÅŸeyiniz de olmadığına göre ey yeryüzü ezilenleri birleÅŸiniz ve bu dünyayı yerle yeksan eyleyip yeni bir dünya inÅŸa ediniz. Bekledikçe, beklediÄŸiniz asla gelmeyecektir, beklenileni getirecek olan bekleyenin yapacağı hamledir! Hareket olmayan yerde yaÅŸamak yoktur!

Tarih: 15.10.2022 Okunma: 454

YORUMLAR

Yorumunuzu ekleyin.

İsim: *

E-posta Adresiniz: *

* (E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.)

Yorum: *

Güvenlik Sorusu:
Türkiye'nin başkenti neresidir?